Divriği’de OYAK şirketler grubuna bağlı ERMADEN şirketinin taşeron şirketi ÇİFTAY tarafından işletilen Yeraltı Demir Madeninin kapatılıp 200’ü aşkın maden işçisinin haksız ve hukuksuzca işinden edilmesine karşı sürdürdüğümüz Divriği MadenİşçileriDirenişi‘mizin 80.Gününde, talebimiz olan ” Yeraltı Demir Madeni Açılsın, İşçiler İşbaşı Yapsın!” kapsamında TBMM’de grubu olan siyasi partileri ve milletvekillerini ziyaret ederek haklı direnişimize destek istedik.
TBMM’de Grubu bulunan partilerle; CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, İYİ Parti Grupbaşkvekili Turhan Çömez, YENİYOL Partisi Grupbaşkanvekili Selçuk Özdağ, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, AKP Sivas Milletvekili Hakan Aksu, MHP Sivas Milletvekili Ahmet Özyürek, CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu ile yaptığımız görüşmelerde taleplerimizi somutlaştırdığımız raporumuz karşılık buldu, imza kampanyamıza destek verildi.
Divriği’de, Konfederasyonumuz DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Sendikamız Onursal Genel Başkanı ve DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Sendikamız Genel Başkanı Ahmet Remzi Atasoy, Divriği Belediye Başkanı Cihan Deniz Akbaş başta olmak üzere, siyasi parti temsilcileri, emek ve meslek örgütleri, DİSK/Genel-İş Divriği Belediyesi işçileri çok sayıda Divriği’li yurttaşın katıldığı yürüyüşümüzde taleplerimizin karşılanmaması halinde “Tüm Türkiye Dİvriği Olur!” demiş ve uyarmıştık.
Taeplerimiz kabul edilene kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz, direnişimizin 80. gününde Bir kez daha tüm kararlılığımızla bir kez daha bu haksız ve hukuksuz uygulamaları gerçekleştiren şirketleri bir kez daha uyarıyoruz: Yanlıştan Dönün, Yeraltı Demir Madenini Kapatmaktan Vazgeçin, İşçilere Derhal İşbaşı Yaptırın!
TBMM ziyaretlerimizde, Divriği’de Yeraltı Demir Madeninin kapatılarak 200’ü aşkın maden işçisinin işinden edilen maden işçilerinin işsizliğe mahkum edilerek tüm Divriği’nin geleceksizleştirmesi tehlikesini ve taleplerimizi içeren raporumuzu tüm kamuoyuyla aşağıda paylaşıyoruz.
DİVRİĞİ DEMİR MADENCİLİĞİ “DİVRİĞİ TÜRKİYE EKONOMİSİNİN DİNAMOSU, SANAYİSİNİN CAN DAMARIDIR”
GİRİŞ
Divriği Demir Madenciliği, tarihsel, ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla yalnızca yerel bir üretim faaliyeti değil; Türkiye sanayileşmesinin ve ağır sanayi politikasının temel yapı taşlarından biridir. Yeraltı Demir Madeninin kapatılması ve işten çıkarmalar, yalnızca güncel bir işletme kararı değil; Divriği’de yüzyılı aşan emek, üretim ve yaşam düzeninin tasfiyesi anlamına gelmektedir. TARİHSEL VE EKONOMİK ARKA PLAN Divriği, Anadolu’nun erken dönemlerinden itibaren zengin demir cevheri yataklarıyla stratejik bir üretim alanı olmuştur. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bölge, demir üretimiyle anılmış; Cumhuriyet’le birlikte bu üretim, ulusal sanayileşme politikalarının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında benimsenen devletçi sanayileşme anlayışı doğrultusunda demir çelik üretimi ağır sanayinin omurgası olarak ele alınmış; Divriği, kamusal üretimin sürekliliğini sağlayan stratejik bir hammadde havzası olarak konumlandırılmıştır. Demiryolu hattının inşasıyla birlikte Divriği’de çıkarılan demir cevheri, Karabük başta olmak üzere Erdemir ve İsdemir tesislerine taşınarak ulusal sanayi zincirine entegre edilmiştir. 1935’te MTA tarafından yürütülen sistematik çalışmalar sonucunda A kafa, Ekinbaşı ve diğer sahalar keşfedilmiş; Divriği uzun vadeli üretim kapasitesine sahip bir maden havzası olarak şekillenmiştir. 1978’de konsantre, 1979’da yıllık 1.200.000 ton kapasiteli pelet tesislerinin kurulmasıyla Divriği yalnızca cevher çıkaran değil, sanayiye doğrudan entegre bir üretim merkezi haline gelmiştir. KAMUSAL ÜRETİM REJİMİ VE EMEK YAPISI Divriği Demir Madeni, Etibank ve sonrasında TDÇİ bünyesinde kamusal işletmecilik anlayışıyla faaliyet yürütmüş; bu yapı işçiler açısından görece güvenceli istihdam, düzenli ücret ve sosyal haklar sağlamıştır. Madencilik, Divriği halkı için kısa vadeli bir gelir kapısı değil; kuşaklar boyunca aktarılan bir yaşam ve geçim güvencesi olmuştur. Yeraltı Demir Madeninin kapatılması, yalnızca bir üretim biriminin durdurulması değil; kamusal üretim anlayışının, emek güvencesinin ve toplumsal sürekliliğin tasfiyesidir.
ÖZELLEŞTİRME, TAŞERONLAŞMA VE GÜVENCESİZLİK
Özelleştirme sonrası Divriği’de madencilik, kamusal sorumluluk taşıyan bir üretim alanı olmaktan çıkarılarak kâr odaklı, maliyet düşürmeye dayalı bir yapıya dönüştürülmüştür. Taşeronlaşma ve esnek istihdam uygulamaları, iş güvencesini ortadan kaldırmış; çalışma koşullarını ağırlaştırmıştır. OYAK’a bağlı ERMADEN ve taşeron ÇİFTAY tarafından “küçülme” gerekçesiyle 18 işçinin işten çıkarılması ve ardından Yeraltı Demir Madeninin kapatılması, bu dönüşümün en somut sonucudur. Yüzlerce işçi ve ailesi işsizliğe ve göçe zorlanmıştır. DİVRİĞİ EKONOMİSİNDE DEMİR MADENCİLİĞİN MERKEZİ ROLÜ Divriği ekonomisi tarihsel olarak tek sektöre, demir madenciliğine bağımlı hale getirilmiştir. Alternatif istihdam alanlarının yokluğu, madenciliği bir tercih değil zorunlu geçim yolu haline getirmiştir. Yıllardır Cumhuriyetimizle özdeş olmuş Cürek kasabasının, yöre halkına ve Türkiye ekonomisine lokomotif olmuş madenciliği ile örnek tesis ve yarattığı sosyal yapıyla halen parmakla gösterilen Çetinkaya’nın belediyelikten düşerek hayalet kasabaya dönüşmesi yaşanmışken Divriği’nin de bu sonla karşılaşmaması tüm Divriğililerin dileğidir. Divriği’de Yeraltı Demir Madeninin kapatılmasına sessiz kalındığında yarın aynı gerekçelerle tüm Divriği’de madenciliğin kapatılmasının yolunu açacak ve bu da; yalnızca işsizliği değil, Divriği’nin de tıpkı Cürek gibi çöküşünü hızlandıracak ve işsizliğin etkisiyle gerçekleşecek göçlerle beraber Divriği’nin de yok olmasına meydan verecektir. STRATEJİK ÖNEM VE GERÇEKLER T.C. Kalkınma Bakanlığı On Birinci Kalkınma Planı’na göre (2019–2023) Türkiye’nin yüksek tenörlü demir cevheri ihtiyacının önemli bir bölümü Divriği’den karşılanmaktadır. Türkiye’nin yıllık 16,5 milyon tonluk yüksek tenörlü demir cevheri ihtiyacının yalnızca 6 milyon tonu %36,4’ü yurtiçinden karşılanmaktadır. Yurtiçi yüksek tenörlü cevher ihtiyacının, 1,5 milyon ton %66,5 Fe içerikli pelet ve 0,75 milyon ton parça-toz demir cevheri olmak üzere toplam 2,25 milyon tonu Sivas-Divriği’deki ocak ve tesislerden sağlanmaktadır. Yurtiçi yüksek tenörlü cevherin %66,5 Fe içerikli peletinin büyük kısmı Divriği kaynaklıdır. Rapordan da anlaşılacağı üzere Divriği demir madeni ülke ekonomisi için vazgeçilmeyecek stratejik öneme sahiptir.
OYAK Grubu 2024 yılında 8,5 milyon ton ham çelik üretmiş, ürünlerin %19’unu 42 ülkeye ihraç etmiştir. Avrupa sıralamalarında üst sıralarda yer alan bu yapı zarar etmemekte, büyümeye devam etmektedir. “Zarar” söylemi gerçeği yansıtmamakta; daha fazla kâr hırsının bahanesi olarak kullanılmaktadır. Yeraltı Demir Madeninin kapatılması, ülkenin ithalata bağımlılığını artıracak; cari açık ve tedarik güvenliği açısından ciddi riskler doğuracaktır. Kamusal zenginliğimiz olan Divriği demir madenciliği; kuşaklar boyunca madende çalışan işçilerin emeği ve Divriği halkının ödediği bedellerle Türkiye ekonomisinin can damarı olmuştur. Divriği’nin dağını taşını paraya çevirerek zenginleşen şirketler, ufacık bir kriz baş gösterdiğinde yıllardır ettikleri karı bir kenara koyup çeşitli bahanelere sığınarak Divriği halkını ve işçileri, işsizliğe ve geleceksizliğe terk edemezler.
KAMUSAL YÜKÜMLÜLÜK VE TALEPLER
OYAK, özelleştirme sürecinde yöre halkının kalkınması ve istihdamın sürdürülmesi yönünde kamusal taahhütlerde bulunmuştur. Kısa vadeli piyasa gerekçeleriyle işten çıkarma ve kapatma kararları bu yükümlülüklere açıkça aykırıdır. Özelleştirme ile OYAK’a devredilen maden sahasında yöre halkının kalkınması ve istihdamın sürdürülmesi yönündeki kurumsal taahhütler yok sayılmaktadır. Kısa vadeli piyasa gerekçeleriyle işçi çıkarmak ve yeraltı madenini kapatmak, üstlenilen kamusal yükümlülüklere aykırıdır. Diğer taraftan, OYAK grubunun özelleştirmeyle kendisine verilen maden sahasında kamuya beyan edilen, yörenin kalkınması ve madende işçi istihdamının sürdürülmesi yükümlülüğü kurumsal taahhüde de aykırıdır. Bu kurumsal yükümlülük, kendisini kısa vadeli piyasa dalgalanmalarına göre değil; uzun vadeli planlama, kamu politikaları ve stratejik hedefler doğrultusunda yönetilmesi gereken bir sorumluluktur. Bu sorumluluktan kaçınma ve alelacele işçi çıkararak yeraltı demir madenini kapatmak, istihdam yaratma ve bölgesel kalkınma sağlamak taahhüdüne de ihanettir. OYAK’ın borsada işlem gören ERDEMİR (Ereğli Demir Çelik Fabrikaları) ile demir cevheri üreten ERMADEN (Erdemir Maden) şirketlerinin dahil olduğu OYAK Maden Metalürji Şirketleri için Oyak’ın resmî sitesinde yapılan açıklamasında, “Dünya Çelik Birliği (Worldsteel) tarafından şirketlerin ham çelik üretimlerine göre yapılan sıralamada 2024 üretimlerine göre AB-27 çelik üreticileri arasında 4’üncü, Avrupa’da 7’nci sırada” olduğu açıklaması yer almaktadır.
ERMADEN şirketi için ise yapılan açıklamada ise “Erdemir Maden, Türkiye’de demir cevheri üretiminin %38’ini, ülkemizin demir cevheri ihtiyacının %16’sını karşılıyor. Türkiye’nin ilk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu arasında uzun yıllardır yer alan Erdemir Maden” açıklamasında bulunulmuştur. OYAK devraldığı demir madeninden zarar etmiyor, küçülmüyor. Aksine büyüyor. Karlar bir miktar azaldığında ilk bedeli işçilere ödetmek, Yeraltı Demir Madenini kapatıp yüzlerce maden işçisini kışın ortasında işsiz bırakarak başkaca geçim kaynağı olmayacak yüzlerce insanın göç etmesine, ailelerin parçalanmasına neden olmayı kendinde hak göremez, öne sürdüğü zarar sonucu “küçülme” bahanesine sığınarak kamusal sorumluluktan kurtulamaz. Bu nedenle; Yeraltı Demir Madeninin kapatılması kararı derhal geri çekilmelidir. İşten çıkarılan tüm işçilere işbaşı yaptırılmalıdır. Divriği’de kapatılan Yeraltı Demir Madeninin tekrar açılarak, üretim ve istihdam kamunun denetimine alınmalı ve işçilerin ve yörenin zarar görmemesi sağlanmalı ve kamusal güvence altına alınmalıdır. SONUÇ Divriği’de yaşananlar yalnızca bir işletme krizi değil; kamusal üretim anlayışına, emek güvencesine ve bölgesel yaşama yönelmiş sistematik bir tasfiyedir. Madencilik Divriği’de yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; toplumsal yaşamın, kültürün ve kimliğin merkezidir. Madenler kapanırsa sadece işçiler değil, Divriği biter. Divriği maden işçilerinin mücadelesi, bir ekmek ve var olma mücadelesidir. İki ayı aşkındır sürdürülen mücadele başta Divriği’de; Divriği Belediyesi başta olmak üzere faaliyet gösteren tüm siyasi partilerce, esnaf oda ve kooperatifleri ile dernekler ve kanaat önderleri tarafından destek bulmuş, bu destek dalgalar halinde büyüyerek başlatılan imza kampanyası ile ülke gündemine girmiştir. Konuya duyarlılık gösteren bazı Sivas milletvekilleri, Yeraltı Demir Madeninin tekrar açılması ve işten çıkarılan işçilerin işbaşı yapması yönünde açıklamalar yapmış, TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin ve yörede ağırlığı bulunan diğer partilerin sözcüleri tarafından da gündeme getirilerek tüm Türkiye’ye mal olmuştur.
Yine Türkiye dışında yaşayan Divriğililer başta olmak üzere, Yeraltı Demir Madeninin açılması için başlatılan direnişin başarıya ulaşması için açıklamalar ve imza kampanyasına katılarak destek ve dayanışmada bulunmuştur. Haklı direnişimizle Divriğili maden işçisi kazanacak, Divriğili esnaf kazanacak, tüm Divriği halkıyla tüm Türkiye kazanacaktır. Divriği’de faaliyet gösteren OYAK’a bağlı ERMADEN şirketinin işlettiği Yeraltı Demir Madeninin tekrar faaliyete geçirilerek işten atılan tüm maden işçilerinin işbaşına döndürülmesi talebimizin karşılanmasını bilgilerinize sunar, tüm Divriğililer tarafından da diler getirilen bu talebin karşılanmasının tüm Divriği’ne huzur ve mutluluk getireceğini saygılarımızla arz ederiz.
DİSK/Dev.Maden-Sen Genel Yönetim Kurulu










